Kayıt: 2008-04-01 (02:30)
Mesaj: 102
Antimilitarizm nedir?-O.Sönmez
(Bu yazı 18 Eylül Cumartesi günü Kadiköy Halk Eğitim Merkezinde İTEP(İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu) tarafından organize edilen Panelde yapılan 20 dakikalık konuşmanın metnidir.)
Oğuz Sönmez
Eğer savaş ve barış, yöneten ve yönetilen ya da birey ve toplum ilişkilerini sorgulayacaksak, antimilitarizm bize sağlam bir dayanak, vazgeçilmez bir başvuru kaynağı olacaktır.
Şimdi antimilitarizmin ilkelerini konu başlıklarıyla ele almaya çalışacağım:
1- Bütün savaşlara karşı çıkmak:
“Ama”sız, “fakat”sız, “haklı”-“haksız”, “temiz-kirli” vb gibi gerekçelere dayanmadan bütün savaşların, doğru olmadığını açık ve net bir şekilde savunmaktır.
2- Savaş araçlarının üretim ve transferine karşı çıkmak:
3- Militarizmin tüm yapılanmalarına karşı çıkmak:
4- Vicdani retçileri ve Total retçileri desteklemek:
Vicdani ret; kişinin dini, politik ya da ahlaki nedenlerle, ölme-öldürmeye karşı oluşundan dolayı askerlik yapmak istememesidir. Kişi, resmi hizmet karşılığı olarak kendisinden istenen sivil hizmeti de reddediyorsa o artık bir total retçidir.
*Vicdani retçi bir asker kaçağı değildir.
*Vicdani retçi gücünü bireyin özgür iradesinden alır.
*Vicdani ret, bir toplumsal dönüşüm çağrısıdır.
*Vicdani ret, savaşın insan kaynağını kurutmayı hedefler ve bu anlamda barış için de somut bir seçenektir.
*Vicadni ret bir itaatsizlik eylemidir.
5- Toplumun militarizasyonuna karşı çıkmak:
*Militarizm her ne kadar ünüformalı, silahlı bir kurumu ifade ediyor olsa da, toplumsal yaşamın hemen her noktasında, okulda, ailede, işyerinde hatta politik yapılarda bile militairist kültür ve anlayışın yerleşmiş, sürmekte olduğunu görüyoruz.
Barışı yakalamak, her türlü otoritenin tahakkümüne dur demek, toplumun üzerimizde oluşturduğu gelenek-görenek baskısına karşı çıkmak istiyorsak, çok uzaklara bakmamıza gerek yok; hayır demeli ve direnmeliyiz.
*Militarizmin ideolojisi milliyetçiliktir. Bildiğimiz gibi modern ordular, ulus devletlerle birlikte tarih sahnesinde yerlerini almışlar ve kendilerini sınırların korunması göreviyle ifade etmişlerdir. Bu anlamda kendi varlığını milliyetçiliğe dayandırıp, başka uluslara, hatta aynı sınırlar içindeki azınlık milliyetlere de karşı olmayı ve düşmanlığı körükler. Ulusun varlığının ve sınırların sürekli tehdit altında olduğunu, dışımızdaki hatta içimizdeki herkesin düşman olduğunu vurgular. Şövenizm ve faşizm bu anlayışlardan beslenir.
*Militarizm erkekliği yüceltirken, kadın ve eşcinselleri dışlayıp, aşağılayan erkek egemen anlayışa dayanır.
*Militarizm ölümü kutsallaştırıp, şehadet gibi kavramlarla toplumun dini duygularının da sömürüsünü yapar.
*Militarizm doğa ve çevre ile de barışık değildir. Savaşların yolaçtığı yıkımların yanında, nükleer, biyolojik, kimyasal silahlanmanın ulaştığı boyut, varolan sistemi bir kaç kez yokedecek güce ulaşmış durumdadır.
6- Antimilitarist yapılarda hiyerarşik bir örgütlenme tarzı olmadığı gibi kararlar konsensüs yöntemine göre alınır.
Konsensüs bir uzlaşma olmayıp, ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar alabilmektir. Hedef; tahakkümsüz ve şiddetsiz bir yöntem uygulayarak, azınlığın yok sayılmamasını, ezilmemesini sağlamaktır. Her birey diğerinin farklılığını, çözüm önerilerini kabul etmelidir. Ancak böylece saygı, güven ve hoşgörü gelişebilir. Böylece, farklılıkların olumlu bir şekilde değişebilmesi imkanı ortaya çıkabilir. Burada tek ön koşul; grubun benzer bir siyasi anlayışa ve aynı hedefe yönelmiş olmasıdır.
7- Antimilitaristler eylemlerinde itaatsizliği benimser. Bilinen ifade sivil itaatsizlik olmasına rağmen, sivil kelimesinin toplumun diğer (resmi) bir kesimini adeta karşısına aldığı ya da dışladığı için kullanmakatan yanı değiliz.
İtaatsizlik, toplumsal değişimin ya da bireyin kendi yaşamını özgürce sürdürme arzusunun önüne geçen/geçirilen gelenek, buyruk, hukuk gibi statükocu anlayışlara karşı galiştirilen bir direnmedir. Hayır demedir.
Aslında bu direnme tarih boyunca hep vardı ama itaatsizlik eylemini diğerlerinden ayıran özellikler vardır:
*Eylemin kendisi açık olup, öncesinde de, bilinen iletişim yollarıyla topluma açık ve anlaşılır duyurusu da yapılır. Gizlilik ya da yanlış anlamaya yolaçacak davranışlardan sakınılmalıdır.
*Eylem şiddet içermez. Şiddetin olmaması, yönetenlere yönelik bir rüşvet olarak algılanmamalıdır. Esas olan tüm toplumun katılımıdır.
*Toplumun genel adalet anlayışına dayanır. Bu ise, hem toplumun hem de bireyin çıkarlarının gözetilmesini ifade eder. Bir vicdani retçinin öldürmeme isteği toplumun çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, esasında savaşı topluma dayatmak suç olmalıdır. Bu mantık, birey gibi diğer azınlıklar için de geçerlidir.
*Eylemde çifte standart olmaz. (Düşünce Özgürlüğü Girişimi gibi)
*Eylem bir sistem projesi sunmaz. Gandi’nin itaatsizlik eylemi başarıya ulaşmışsa da barışçıl bir Hindistan yaratmamıştır.
*Eylem meşruiyetini yasalardan değil toplumun adalet anlayışından alır. Bu anlamda yasadışıdır da. Ancak eylemde; gerek bu durum ve gerekse de bu niteliklerin herhangi birinin diğerinin önüne çıkarılmasına izin verilmez.
*Eylemciler, eylemin bedellerine katlanacaklarını bilirler.
*Eylem, varolan hukuk sisteminin ya da otoritenin kabulünü değil aksine varolan statükoya karşı bir direnmeyi ifade eder..
Kayıt: 2008-04-01 (02:30)
Mesaj: 102
*Vicdani retçi bir asker kaçağı değildir.
*Vicdani retçi gücünü bireyin özgür iradesinden alır.
*Vicdani ret, bir toplumsal dönüşüm çağrısıdır.
*Vicdani ret, savaşın insan kaynağını kurutmayı hedefler ve bu anlamda barış için de somut bir seçenektir.
*Vicadni ret bir itaatsizlik eylemidir.
ülkemizin alması gereken daha çok yolun olduğuna inanırım. özellikle de temel hak ve özgürlükler, ifade özgürlüğü ve birey olmanın insana verdiği özgür iradeyi kullanma konularında...
Kayıt: 2004-09-24 (12:17)
Mesaj: 285
forumda böyle yazılar görmekte mi vardı , gözlerim yaşardı vallahi
ama merak etme beklenen cevaplar ardı ardına gelir şimdi


Kayıt: 2008-03-17 (21:39)
Mesaj: 231
brown
4 defa değiştirildi
En Son: 2008-08-20 19:41:16
Kayıt: 2008-04-01 (02:30)
Mesaj: 102
vicdani retçilik ve total retçiliğin dayanaklarının anlaşılması için Oğuz Sönmez'in yazısının tamamını okumanızı öneririm. Teşekkürler...
3 defa değiştirildi
En Son: 2008-05-01 01:29:47
Kayıt: 2008-03-17 (21:39)
Mesaj: 231
brown
2 defa değiştirildi
En Son: 2008-08-20 19:42:08
Kayıt: 2006-11-28 (09:37)
Mesaj: 1.064
paylasim icin tesekkurler ama floydianin dedigi gibi coktan gelmesi lazimdi o beklenen cevaplar.
gozden kacirmislar herhalde yada soyle diyim basligi anlamamislardir.
tr de uygulanmasi imkansiz bir olay bence vicdani ret olayi.
hala askeri darbe anayasasiyla yonetildigini dusunursek...
Kayıt: 2008-04-01 (02:30)
Mesaj: 102
Bir çok ülke taze taze hıyarlarını yargılayıp en azından ev hapislerinde turşularını kurdu. Bizim hıyarlar ise kartlaştı halen tüketelim diyen yok. Üstelik bizim hıyarlar devletin stratejik kurumlarında kendi kendilerinin turşusunu kurmakla meşguller:
http://www.ntvmsnbc.com/news/443465.asp
Kayıt: 2006-11-28 (09:37)
Mesaj: 1.064
gormustum bu haberi guzel fikra

Kayıt: 2008-05-11 (17:00)
Mesaj: 9
reddetmek mı :S dusunce ozgurlugune bıle tam olarak sahıp degılken eylem hakkını kım verıcek kı :s askerlık fazla abartılıyor bu ulkede...